Akademik çalışmalar.
Yüksek lisans ve doktora tezleri ile hakemli dergilerde yayımlanan çalışmalar.
Makaleler
- 2026
Online EMDR-Based clinical social work intervention for depression and anxiety: A mixed-methods single-case study
Özet
Process-oriented research on online Eye Movement Desensitization and Reprocessing (EMDR) in clinical social work remains limited. This single-case study employed an embedded mixed-methods design within an A-B framework to examine an online EMDR intervention with an adult client experiencing depression and anxiety. Symptom change was assessed through the Beck Depression Inventory, Beck Anxiety Inventory, Subjective Units of Disturbance (SUD), Validity of Cognition (VOC) scores, and clinical observations across sessions. Pretest-posttest findings indicated reductions in depression and anxiety symptoms. Session-level data further showed decreases in subjective distress and qualitative indications of changes in maladaptive cognitions, emotional regulation, and somatic responses during memory processing. The intervention also highlighted practice considerations specific to online delivery, including privacy, technological stability, pacing, client safety, and therapeutic containment. Although limited by the single-case design and absence of a control condition, the findings provide a process-focused account of online EMDR-informed clinical social work practice and suggest its potential feasibility for addressing depression- and anxiety-related symptoms in digitally delivered interventions.
- 2026
Sosyal Hizmet Planlı Müdahale Süreci ve EMDR Perspektifinden Beyaz Kod Vakalarında Psikososyal Müdahale Yöntem Önerisi
Özet
Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet, modern sağlık sistemlerinin en ciddi sorunlarından biridir. Şiddet olayları, yalnızca fiziksel zararlarla sınırlı kalmayıp, sağlık çalışanlarının ruh sağlığında derin ve uzun süreli olumsuz etkiler bırakabilmektedir. Türkiye'de sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin bildirilmesi ve müdahalesi için oluşturulan "Beyaz Kod" sistemi, bu tür olayların raporlanması ve çözümü adına önemli bir adım olsa da, çalışanların psikolojik iyilik hali için ek destek mekanizmalarına ihtiyaç duyulmakta ve bu ihtiyacı karşılayıcı psikososyal müdahale yöntemi bulunmamaktadır. Bu makale, sağlık çalışanlarına yönelik şiddet olaylarının etkilerini ele alarak, Beyaz Kod vakalarında yaşanan travmaların sosyal hizmet disiplini ve EMDR yöntemiyle nasıl ele alınabileceğini tartışmaktadır. Aynı zamanda, şiddetin yol açtığı psikolojik etkileri hafifletmek ve sağlık çalışanlarının mesleki işlevselliklerini yeniden kazanmalarını sağlamak için sosyal hizmet planlı müdahale sürecinde EMDR'nin uygulanabilirliğini incelemektedir. Sağlık çalışanlarının travmatik yaşantılardan sonra güçlenmelerini sağlamak ve mesleki doyumlarını artırmak adına, EMDR'nin bir destek mekanizması ve beyaz kod vakalarında psikososyal müdahale yöntemi olarak kullanılması vurgulanmış ve bu amaç doğrultusunda “beyaz kod psikososyal müdahale yöntemi” geliştirilmiştir.
- 2014
ALZHEİMER HASTALIĞINI ETKİLEYENPSİKO-SOSYAL FAKTÖRLERİ SAPTAYARAK ALZHEİMER HASTALARINA YÖNELİK TIBBİ SOSYAL HİZMET MÜDAHALELERİ GELİŞTİRME
Özet
Yaşlanma ile birlikte görülme riski artan ve giderek halk sağlığı problemine dönüşen Alzheimer hastalığı, bireyin bilişsel fonksiyonlarında yıkıma yol açmakta ve bireyi bakıma muhtaç duruma getirmekte; psiko-sosyal ve ekonomik problemlere neden olmaktadır. Bu gerekçe doğrultusunda Alzheimer hastalığını etkileyen psiko-sosyal faktörleri saptayarak Alzheimer hastalarına yönelik tıbbi sosyal hizmet müdahalesi geliştirilmesi amaçlanmıştır. Araştırma nitel araştırma yöntemine göre yapılmıştır. Veri toplama aracı olarak anket formu oluşturulmuş; anket uygulaması araştırma örneklemini oluşturan Sakarya İli Adapazarı ilçesinde ikamet eden 60 Alzheimer hastasının refakatçilerine uygulanmış, hastaların Alzheimer tanısı almadan önceki durumları değerlendirilmiştir. Araştırmaya katılan hastalarının %60’ı kadın olduğu tespit edilmiş, Alzheimer hastalığının kadınlarda görülme sıklığının daha fazla olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmaya katılan hastaların ortalama yaşı 81 ‘dir. Bu bulgu Alzheimer hastalığının ilerleyen yaşlarda görülme riskinin arttığını göstermektedir. Hastaların %46,7’sinin okuma yazma bilmediği; %66,7’sinin Alzheimer tanısı almadan önce hiçbir mental aktivite ile uğraşmadığı; %70’inin fiziksel aktivite yapmadığı tespit edilmiştir. Eğitim durumu, sosyal aktivitelere katılım durumu Alzheimer hastalığına neden olan psiko-sosyal faktörler arasında olduğu sonucuna varılmıştır. Anket verilerine bakıldığında hastaların %71,7’sinin Alzheimer tanısı almadan önce depresyon veya derin üzüntü yaşadığı görülmüştür. Alzheimer hastalarının %70’inin ikinci derece yakınlarında da AH olduğu belirlenmiş; hastalığın genetik yatkınlıktan etkilendiği düşünülmüştür. Hastaların AH tanıları kesinleşmeden önce %98,3’ünün hafif kognitif bozukluk tanısı almadığı, erken tanı ve tedaviden yararlanamadığı bu sebeple hastalığın ilerleyen zamanlarda tespit edildiği sonucuna varılmıştır.
Bildiriler
- 2024
İklim Göçü ve Yeşil Sosyal Hizmet
Özet
Küresel iklim değişikliği, dünya genelinde çevresel, ekonomik ve sosyal etkileriyle birlikte zorunlu göç hareketlerini tetiklemektedir. İklim göçü, iklim değişikliğinin doğrudan veya dolaylı etkileri sonucunda bireylerin veya toplulukların yaşam alanlarını terk etmek zorunda kaldığı göç hareketlerini ifade eder. İklim göçmenleri, yaşam alanlarının yok olması, su ve gıda güvenliğinin azalması gibi nedenlerle ciddi bir kırılganlık yaşamaktadır. Bu tür göç, genellikle kuraklık, sel, deniz seviyesinin yükselmesi, aşırı hava olayları ve doğal kaynakların tükenmesi gibi çevresel değişimlerden kaynaklanır. İklim göçü, gönüllü bir hareketten ziyade, hayatta kalma ve güvenlik arayışıyla şekillenen zorunlu bir göç türüdür. Göç eden bireyler, yeni yaşam alanlarında sosyal, ekonomik ve kültürel uyum sorunlarıyla karşı karşıya kalırken, aynı zamanda geride bırakılan bölgelerde de demografik ve ekonomik etkiler meydana gelir. Yeşil sosyal hizmet, sosyal hizmet disiplininin çevresel sürdürülebilirlik, ekolojik adalet ve toplumsal refah ilkeleri temelinde şekillenen bir yaklaşımıdır. Bu yaklaşım, insan ile çevre arasındaki karşılıklı bağımlılığı vurgular ve çevresel sorunların bireylerin, toplulukların ve toplumların refahı üzerindeki etkilerini ele almayı amaçlar. Yeşil sosyal hizmet, iklim değişikliği, doğal afetler, çevresel kirlilik ve biyolojik çeşitliliğin azalması gibi çevresel krizlere yönelik müdahaleler geliştirmekle birlikte, bu krizlerin sosyal adaletsizlikle olan ilişkisini de dikkate alır. Bu çalışmada, iklim göçünün sosyal, ekonomik ve psikolojik boyutları ele alınarak, bu bağlamda yeşil sosyal hizmet yaklaşımının rolü, önemi ve yeşil sosyal hizmetin, hem bireylerin hem de toplulukların iklim değişikliğiyle başa çıkma kapasitesini artırmada nasıl bir araç olarak kullanılabileceğini ortaya koymayı hedeflemektedir. Anahtar Kelimeler: iklim göçü, sosyal hizmet, yeşil sosyal hizmet